.gif)

Toplumda yaşayan insanların birbirlerini “soğukkanlı veya sıcakkanlı” olarak tanımlanması İbn-i Sina, Hipokrat ve Gale’nin görüşlerine göre doğru değildir. Kan, bütün insanlarda sıcak tabiatlı olduğundan, soğukkanlı deyimi tamamen yanlıştır. Çünkü insanda kanın tabiatı sıcak ve nemli olarak bilinir. Yani soğukkanlı diye bir şey yoktur.
İnsanların birbirine sevimli veya itici gelmesi sıcakkanlılık ve soğukkanlılıkla ilgili bir durum olmayıp aksine “ateş, toprak, hava veya su” tabiatlardan birinin özelliklerini taşıması ile ilgili bir durumdur.
Zaten baştan beri vurguladığımız husus da insanı oluşturan temel unsurlar: “Ateş, toprak, hava ve su”dur. Tabiatı hava olan bir insan toprak tabiatlı bir insanla veya tabiatı ateş olan bir insan su tabiatlı bir insanla kolaylıkla anlaşamaz. Yani sözün özünde “soğuk veya sıcak tabiatlı olmak” insanın kendisinde ağırlığını hissettiren temel unsurlarla ilgili bir kavramdır.
Kan grubunun insan tabiatını etkilediğine dair bilimsel bir kanıt üzerinde çeşitli araştırmaları bulunan hekim Peter J. D’Adamo’ya göre, insanoğlunun gelişimi kan gruplarının da evrimleşmesine yol açtığını ve kan grupları, kişilik özelliklerini genetik olarak taşıdığını belirtiyor.
0 grubu: Kendine güven, cesaret.
A grubu: Sinirli ve hassas.
B grubu: Uyumlu ve yaratıcı.
AB grubu: En çekici ve ilginç...
Kan grupları ve kişilik arasında bir bağlantı olduğuna dikkat çeken J. D’Adamo, bireylere taşıdıkları kan gruplarının kişilik özelliklerini de şöyle anlatıyor:
En cesur ve güçlü “0” grubu: Bu kan grubu taşıyan herkes gücü, dayanıklılığı, kendine güveni, cesareti, sezgiyi ve iyimserliği genetik hafızalarında taşırlar. Sağlıklı bir bünye ve iyimserlikle desteklenmiş liderlik özellikleri (güç, etki, güvenirlik) ve başarı için gerekli güdüler size kalan 0 grubu mirasıdır.
En paylaşımcı “A” grubu: Kalabalık insan toplulukları ve yerleşik ama daha kırsal yaşam gerilimleri başedebilmek üzere ortaya çıkmıştır. Psikolojik özelliklerinin bazıları, kalabalık çevresel kitlelerin ihtiyaçlarına katlanabilmekle gelişir. Büyük bir olasılıkla, bu oluşumun içindeki bireyde olması gereken en önemli özellik, paylaşımcı yapıdır. İlk A’lar, karmaşık bir hayatın meydan okumalarına karşı duyarlı, kurnaz, istekli ve akıllı olmak zorundaydılar.
Ancak bütün bu niteliklerin tek bir yapıda toplanması gerekiyordu. Belki de bu bugün bile A’ların daha gerilimli bir yapıya sahip olmalarının bir nedenidir. Sıkıntılarını içlerine atarlar. Fakat patladıklarında da dikkatli olmalısınız.
0 gruplarının çok başarılı olduğu gerilimli ve sıkışık liderlik pozisyonlarına A’lar pek uygun değildir. Bu onların lider olamayacakları anlamına gelmiyor. Ama içgüdüsel olarak, çıkar gözeten liderliği istemezler.
En uyumlu “B” grubu: Irkların karışması, yeni topraklar ve yabancı iklimlerle karşı karşıya kalan ilk B gruplarının yaşamlarını sürdürebilmek için uyumlu ve yaratıcı olmaları gerekiyordu. B grupları yerleşik A grupları kadar düzenli ve uyumlu bir konfora gereksinim duymazken 0 gruplarından da daha az kararlılık sahibidirler. Bu özellikler B gruplarının her hücresinde mevcuttur. Biyolojik olarak B gruplar diğer gruplardan daha uyumludur. Birçok yönüyle B grupları bütün olası seçeneklerin en iyisine sahiptirler.
A gruplarının zihinsel ve duygusal olarak uyarılmış edimlerinin yanı sıra 0 gruplarının saldırgan ve keskin fiziksel tepkilerine ait öğeleri de içlerinde barındırırlar. B gruplarının farklı kişiliklerle daha kolay ilişkiye girebilmelerinin nedeni, genetik doğaları gereği daha uyumlu olmalarındandır. Çünkü kendilerini rekabet ve savaşlara karşı daha az eğilimli hissederler. Onlar diğerlerinin bakış açısından da bakabilirler. Empati yetenekleri vardır.
En çekicisi “AB” grubu: Bu grup sinirli ve hassas A’larla dengeli B’lerin birleşmesiyle oluşmuştur. Sonuç ise tinsel, yaşamın özellikle sonuçlarının pek farkında olmadıkları birtakım etkenlerini kucaklayan, biraz parça parça bir karakterdir. Çoğu kez onlar detaylarla uğraşıp kendilerini yormazlar. AB grubu, kan grupları arasında en çekici ve en ilginç olanıdır. Ama onların doğal karizması ardında hep kırık kalpler bırakır.
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) 14 asır önceden ümmetine hacamatı (kan vermeyi) tavsiye ediyor ve bunun çeşitli hastalıklara faydalı olduğunu şu şekilde bildiriyor:
“Kan vermek bütün hastalıklara şifadır.”