
Organ tabiatı konusu bilim adamları tarafından çözümlenmesi gereken bir bilim dalı olarak benimsenmiştir. Dünya bilimi önemli aşama kaydederek “Organ tabiatı” ya da başka bir deyimle “Gen” konusunu derinlemesine incelemeye alarak özellikle binlerce yıl öncesinden ortaya atılan ve adeta bir şifre haline gelen 4 rakamı üzerinde durmaktadır.
İbn-i Sina, Fahreddin Razi, Kuşeyri, Muhiddin-i Arabi, Farabi, İmam Suyuti, Davut Antaki’nin ortaya attığı tezin 4 rakamı “Ateş, Toprak, Hava ve Su” olarak analiz edilmesi ile genetik bilimindeki 4 rakamı “A,C,G,T” arasındaki benzerliklerin olması düşündürücü bir konu.
Günümüz biliminde, her canlı sistemin yaratılışında dört çeşit kimyevi molekülden (nükleotidten) kurulmuş, 'A,C,G,T' olarak bilinen sembolik bir lisan kullanılır. 4 rakamının bilimsel araştırmalarda da karşımıza çıkması bir tesadüf olmasa gerek. Kullanılan bu lisan, canlının temel modelini ve kalıbını belirleyen genetik programın şifrelenmesinde iş görür.
Genom olarak isimlendirilen bu program kitapçığı, Kur'an'ın tarif ettiği çerçeve içinde "İmam-ı Mübin" isimli kitabın bu alemdeki bir numunesidir. Çıplak gözle görünen ve görünmeyen; bütün canlı varlıkların hayata mazhar olabilmeleri ve hayatlarını devam ettirebilmeleri için hücrelerine yerleştirilmiş bu programın kodlanmasında kullanılan alfabe, genel cümle kurma kaideleri ve programın işleyişinin birçok bakımdan bütün canlılarda aynı oluşu, hepsinin tek bir kudret elinden çıktığını gösterir.
Bu ortak alfabe, bütün canlı sistemleri birbirine bağlayarak onların bir hayat ağı ve besin zinciri kurmasını da sağlar. Her canlının hususî bir planla yaratılışı ve hayat ağındaki rolleri, bu program kullanılarak belirlenir.
Canlının hayatı için bir kalıp vazifesi yapan ve onun metabolik reaksiyonları için bir çalışma programı teşkil eden genom (veya genlerin toplamı), hücrenin dışında izole edildiği takdirde, potansiyel olarak kendine yüklenmiş olan hususiyetlerini ortaya koyamaz. Yaratıcının genlerin mahiyetine yerleştirdiği özellikler, ancak hücrenin içindeki stoplazma adını verdiğimiz ortamda tam olarak çalışabilmekte ve sadece maddî biyolojik karakterler olarak kendini gerçekleştirebilmektedir.
Biyolojik karakterlerin ruh, kalp ve vicdan gibi manevi özelliklerle münasebeti ise şu an için bizim meçhulümüzdür. Genetik program (genom) canlının her bir hücresinde bulunur. Ancak sadece cinsiyet hücrelerindeki genom nesilden nesile yavrulara aktarılır.
Genom Nedir?
Canlı sistemlerin en temeldeki fonksiyonel birimi hücre olduğundan, bir organizmayı biyolojik açıdan, hücrelerin fizikokimyevi yapısı, işleyişi ve organizasyonu olarak görürsek, hücredeki bu fizikokimyevî özelliklerin ortaya çıkarılmasında kullanılan genetik talimatların hepsine “genom” denir. Bir başka ifadeyle her canlının hücrelerinin içine yerleştirilmiş genetik programa veya kütüphaneye “genom” adı verilmektedir.
İnsanın tek bir döllenmiş yumurtadan gelişmesi, insan genomundaki bilgilere (programı taşıyan kütüphane) farklı hücre, doku ve organların meydana gelmesiyle mümkün olmaktadır. Her canlıdaki program “Levh-i Mahfuz”un küçük bir modeli olduğu gibi, bu programın işleyişi, kullanılış biçimi ve deseni çok dinamik olduğundan, adeta kudret kaleminin yaz boz tahtası hükmünde işleyen “Levh-i Mahv” ve “İsbat” defteri olarak iş görmekte ve dolayısıyla sürekli olarak hayatın çeşitliliğini besleyecek dinamik ve kararlı bir değişime maruz kalmaktadır. Bu değişimi mümkün kılan genel değişim modelleri ve kalıpları her canlının genomunda şifrelenmiştir. Her programı o türe has bir kalıp içinde kılan özellikler olduğu gibi, aynı programı bütün canlılar dünyasıyla bağlantılı kılan ortak ve benzer özellikler de söz konusudur.
Sonsuz kudret ve ilim sahibi Allah’ın, canlıları yaratırken sadece bir perde olarak koyduğu maddi sebepleri (mesela genetik programı) biraraya getirmekte ve işletmekte kullandığı kaide ve maddi prensipler ortak olduğu gibi, her hücrenin içine paketleyerek yerleştirdiği bu program kitapçıklarındaki birçok cümle ve kelime de bütün canlılarda ortaktır. Ayrıca programlar içinde sonsuz sayıda çeşitlilik üretmede kullanılan moleküler makaslar, tutkal ve kopyalama sistemleri, tamir sistemi olarak çalışan biyokimyevi moleküller ve onların yapımında kullanılan bilgiler de bütün canlılarda ortaktır.
Evrim teorisine inanan ateist ve materyalistlerin şaşırmasına ve bakışlarının yanlışa saplanmasına sebep olan bu ortaklık, Yaratıcının birliğini, ilim ve kudretinin sonsuzluğunu ve dilediğini yaratmada hür ve tek tercih edici olduğunu gösterir.
Genler, çok farklı gözüken canlıların programlarının benzer olan alt parçalarını ve cümlelerini değişik canlılara aktarma ve o canlılara yeni özellikler kazandırmada kullanılmaktadır. Bu evrensel alfabeyi ve cümle yapım kaidelerini de belli ölçüde çözen bilim adamları, çok farklı canlılar arasında istedikleri genleri, Allah'ın canlılar dünyasında işlettiği kurallara uygun olarak değiş tokuş yapabilmektedirler.
Fakat kainatta mutlak determinizm yerine, Külli iradenin tecellisini gösteren istatistiki ve şartlı determinizm olduğundan, bu gen nakillerinde ve yeni gen kombinasyonları üretmede birçok hatalı ve kusurlu sakat kombinasyonlar yanında, başarılı neticeler almak da ihtimal hesaplarına göre mümkün olmaktadır. Açarsak, tek bir deneyde sürekli doğru hedefi tutturamazsınız, çünkü moleküler seviyede ve kuantum seviyesinde belirsizlik prensibi geçerlidir. Ama ihtimal hesaplarını doğru yaparsanız ve bir anda değişik ihtimallleri deneyerek deneyi kurarsanız, bakterilerde başarılı şekilde gen nakli yapabilir, yeni rekombinant genler ve onları kullanarak çoğalıp gelişen yeni ve farklı özellik kazanmış bakteriler elde edebilirsiniz. Ancak bunu yapmak demek, bakteriden farklı bir canlı türüne geçmek veya yoktan yeni bir canlı yaratmak demek değildir. Neticede bakteri yine bakteridir, fakat yaratılıştan sahip olduğu genetik şifresinin potansiyeli çerçevesinde bazı yeni özellikler kazanmıştır.
Nitekim bugün genom dizileri ve gen haritaları çok iyi bilinen bazı model organizmaları; belli proteinleri, ilaçları, kimyevi maddeleri sentez ettirmek için fabrika olarak kullanabiliyoruz. Geleceğin büyük bir ekonomik gücünü ve endüstrilerin temelini, Allah'ın canlıları yaratırken sebepler planında kullandığı mekanizmaları keşfeden ve bunları laboratuar şartlarında kısmen tekrarlayabilen bilim adamlarının, son otuz yıldır ürettikleri bu bilgiler oluşturacaktır. Çok önemli bir husus ise bu bilgilerin çevreye zararsız yeşil teknolojiler için de çok gerekli olduğudur.
Canlının genomunu teşkil eden DNA moleküllerini kitaba benzetirsek, bu kitaptaki harfleri A,T,G,C sembolleri ile gösterebiliriz. Her canlının genomu, çeşitli sayılardaki bu harflerin belli bir program içinde yazılmış toplamıdır. Meselâ insanda ve farede genomu teşkil eden harflerin sayısı yaklaşık üç milyar iken, bir bakteri türünde bu sayı yaklaşık dört-beş milyondur.
Gen sayıları da insanda ve hayvanlarda enteresan değişiklikler göstermektedir. İnsanda ve faredeki genomu oluşturan harf sayısı aynı olduğu gibi, tahmini gen sayısı da yakındır. Yuvarlak solucanların gen sayısı 19 bin'dir. Mayada 6 bin, tüberküloz mikrobunda ise 4 bin gen vardır. İnsan genomunun yüzde 97'sinin fonksiyonu bilinmiyor. Hatta tam olarak kaç tane gen bulunduğu ve bunların fonksiyonları zaman içinde çözülebilecek.
Son yıllara kadar insanda 100.000 gen olduğu düşünülürken, son yapılan çalışmaya göre ancak 30.000-35.000 gen olduğu tahmin edilmektedir. İnsan ve diğer canlılar arasındaki esas farklılık ise, alfabeyi yapan harflerin sayısından daha çok, bu alfabeyi sebep yaparak yazılan manalı cümleler ve bunların birbiriyle karşılıklı münasebetidir. Misal verirsek; bir inşaat ustası, mimar ve inşaat mühendisi birlikte, aynı malzemeleri kullanarak, çok farklı mimari özelliklere sahip binalar inşa edebilirler.
Temsilde hata olmaz noktasından, kainatın sahibi olan Allah, sebepler perdesi olarak aynı alfabeyi ve belli sırada ve sayıdaki prensipleri kullanarak, sonsuz sayıda canlı çeşidini (insan tabiatları) yaratarak, kudretinin ve ilminin büyüklüğünü akıl sahibi olanlara göstermektedir.
Bugün model organizmalar olarak adlandırdığımız E.coli (bakteri), Saccharomyces cerevisae (ekmek mayası) Drosophila melanogaster (meyve sineği), Caenorhabdilis elegans (yuvarlak kurt), Mus musculus (fare), Arabidopsis sp. (bir bitki) gibi canlıların genom haritaları çıkarılmış durumdadır. Bunun manası, bu canlıların programları üzerinde küçük değişiklikler yapabileceğimiz ve onları birer mini fabrika olarak kullanabileceğimizdir.
Bu canlıların programını teşkil eden birçok cümle ve paragraf aynı olduğu için birbirleri arasında değiş-tokuş yapmak mümkün hale gelmiştir. Ancak büyük değişiklikler ve programın bütünlüğü ile uyumsuz olan gen alış-veriş yapma çalışmaları hem başarısız olur, hem de ortaya bozuk, kusurlu ve yaşaması çok zor olan hilkat garibeleri çıkarmaktan başka bir işe yaramaz. Böcek veya solucanlarda yapılan çalışmalarla ortaya çıkan bir hilkat garibesini gözardı edebilirsiniz, fakat bir insan embriyonundaki kusurlu değişikliklerin mesuliyetinden kurtulamazsınız.
Canlı sistemlerin hayatiyetini ve mükemmelliğini doğrudan ilgilendiren genomdaki harflerle yazılmış program, hassas işleyişi sebebiyle üzerindeki küçük oynamaları bile kaldıramamaktadır.
Netice itibarıyla, dev hacimli, kompleks ve dinamik bir yapıya sahip genom sistemi, Allah'ın, sonsuz ilim ve kudretinin bir göstergesi olarak önümüzde duruyor. Milyarlarca harfin kullanılarak yazıldığı bu müthiş kitaptaki programı görüp de onu Yazanı görmemek hiç mümkün olabilir mi?
İbn-i Sina'nın dört tabiat teorisi
|
Olgular
|
Sıcak
|
Soğuk
|
Nemli
|
Kuru
|
|
Marazi haller
|
İltihap/Yangı Ateş'e yol açar
|
Ateş ciddi bir unsur sorunudur.
|
Yorgunluk
|
Enerji kaybı
|
|
İşlevsel güç
|
Enerji eksikliği
|
Hazım gücü eksikliği
|
Sindirim zorluğu
|
|
|
Öznel duyumlar
|
Acı tat, aşırı susuzluk, midede yanma
|
İştah kaybı
|
Uyku hali
|
Uykusuzluk
|
|
Fiziksel işaretler
|
Yüksek nabız artışı, Yorgunluk
|
Zayıf eklemler
|
İshal, gözde kızarıklık, şişlik, pürüzlü cilt, bağımlılık
|
Pürüzlü cilt, bağımlılık
|
|
Yiyecekler & İlaçlar
|
zararlı
|
faydalı
|
Zararlı
|
faydalı
|
|
Havayla ilişkili durumlar
|
yazın daha kötü
|
kışın daha kötü
|
|
sonbaharda kötü
|

