We have carefully reviewed the online casino industry to bring you the top casinos and online games.
 
  Vucut Sistemleri

 

 

Bağışıklık sistemi

Bir canlıdaki hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin toplamıdır.

Sistem, canlı vücudunda geniş bir çeşitlilikte, virüslerden parazitiksolucanlara, vücuda giren veya vücutla temasta bulunan her yabancı maddeye kadar tarama yapar ve onları, canlının sağlıklı vücut hücrelerinden ve dokularından ayırt eder. Bağışıklık sistemi, çok benzer özellikteki maddeleri bile birbirinden ayırabilir, örneğin; bir amino asidi farklı olan proteinleri bile birbirinden ayırabilecek özelliğe sahiptir. Bu ayrım, patojenlerin konak canlıdaki savunma sistemine rağmenenfeksiyon yapmaları için yeni yollar bulmalarına, bazı uyumlar sağlamalarına neden olacak kadar karmaşıktır. Bu mücadelede hayatta kalmak için patojenleri tanıyan ve onları etkisizleştiren bazı mekanizmalar gelişmiştir. Doğadaki tüm canlılar kendilerinden olmayan doku, hücre ve moleküllere karşı savunma sistemlerine sahiptirler. Hatta bakteriler gibi basit tek hücreli canlılarda da onları viralenfeksiyonlara karşı koruyan enzim sistemleri bulunur. Yüksek canlılardaysa çok daha karmaşık bir bağışıklık sistemi vardır. Omurgalılarda bağışıklık sistemi özel işlevlere sahip çok sayıda farklı hücre ve molekül içermektedir.

 

Geçmiş çağlardaki ökaryotik canlılarda diğer basit bağışıklık mekanizmaları gelişmiş ve günümüzdeki bitkiler, balıklar,sürüngenler ve böcekler gibi torunlarına miras kalmıştır. Bu mekanizmalar,defensinler olarak adlandırılanantimikrobiyal peptidleri, fagositleri vekompleman sistemi kapsar. Daha tecrübeli sistemler omurgalıların evrimiyle, nispeten yakın zamanda gelişmiştir. [1]İnsan gibi omurgalılardaki bağışıklık sistemleri dinamik işleyiş sırasında birbirlerini etkileyen, seçilmiş proteinlerin,hücrelerin, organların ve dokuların bazı çeşitlerinden oluşur. Daha karmaşıkbağışıklık yanıtının bir parçası olan omurgalıların sistemi, zamanla patojenleri daha etkili tanımaya uyum sağlamıştır. Uyum süreci bağışıklık belleğini yaratmış ve bu da patojenlerle gelecek karşılaşmalarda daha etkili bir koruma sağlamaya izin vermiştir. Edinilmiş bağışıklığın bu süreci aşılamanın temelini oluşturmaktadır.

Bağışıklık sistemindeki bozukluklar hastalıklara neden olabilir. Bağışıklık yetmezliği hastalıkları, bağışıklık sistemi normalden daha az etkin olduğunda meydana gelir, tekrarlayan ve yaşamı tehdit eden enfeksiyonlarla sonuçlanır. Bağışıklık yetmezliği ayrıca X-SCID gibi genetik hastalıkların bir sonucu ya dafarmosötikler veya HIV retrovirüsünün neden olduğu AIDS gibi bir enfeksiyonun sonucu olarak da görülebilir. Buna zıt olarak, kendinebağışık (otoimmün) hastalıklar, normalden fazla etkin olan bir bağışıklık sisteminin, vücudun kendi dokularını yabancı olarak algılayıp, onlara saldırmasıyla sonuçlanır. Yaygın kendine bağışık hastalıklar; romatoid artrit, diyabet tip 1 ve sistemik lupus eritematozus'dur.

Bağışıklık sistemi, eski çağlardan bu yana ilgi çeken bir konu olmuş, insanlar tarih boyunca bazı bağışıklık yöntemleri bile geliştirilmiştir.

Günümüzde bağışıklık sisteminin çok geniş ölçüde aydınlatılabildiği söylenebilir, bu sistemi oluşturan unsurlardan, hastalıkların tanı ve tedavisinde geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Günümüzde "bağışıklık bilimi" olarak bilinen "immünoloji", Eski Roma’da askerlikten muaf (korunmuş) asillere denilen immunitas sözcüğünden gelmektedir. İmmünoloji günümüzdeki rolüyle bilimsel çalışmalarının oldukça önemli alanlarını oluşturmaktadır.

 

 

Boşaltım Sistemi

İnsan vücudundaki yaşamsal faaliyetler sonucu oluşan üre, ürik asit gibi azotlu zararlı maddelerin kandan süzülüp dışarı atıldığı sistemdir. Bu zararlı maddeler proteinlerin parçalanmasından oluşur.

Boşaltım sistemi organı,böbrektir. Böbrek kabuk bölgesi ve havuzcuktan oluşur.

KANDAKİ ZARARLI ATIKLARIN BÖBREKTEN SÜZÜLMESİ

Atık ve zararlı maddeler,kan ile böbreğe gelir. Böbreğin kabuk kısmında bulunan nefronlar,kanı bu zararlı maddelerden ayırır. Zararlı maddeler, havuzcuğa dökülür. Havuzcuktaki atıklar sidik kanalı ile sidik torbasına gelir. Bu torbanın üç bölü ikisi dolduğunda dışarı atılır.

İdrarda şeker, ancak şeker hastalığında görülür. İdrarda bol miktarda su ve madensel tuzlar bulunur. İdrar içindeki minerallerin havuzcukta çökelmesi ile böbrek taşları oluşur.

Boşaltıma Yardımcı Organlar

Boşaltıma yardımcı organlar deri, akciğer ve karaciğerdir.

Akciğer; su ve karbondioksitin dışarı atılmasını sağlar.

Deri; terleme ile boşaltıma yardım eder.

Karaciğer; kandaki amonyağın üre ve ürik asite dönüşmesini sağlar. Amonyak  ancak çok fazla su ile dışarı atılabilir. Karaciğer, amonyağı, üre ve ürik asite çevirerek daha az su ile atılmasını sağlar.

Boşaltım sistemi hastalıkları

Mikroplar böbreğe kolayca yerleşerek böbrek iltihabı (nefrit) ve idrar yolu iltihapları yapabilir. Böbrekte, böbrek taşları oluşabilir. Her hangi bir nedenle böbreğin çalışması bozulursa kandaki atık ve zararlı maddeler dializ makinesi ile temizlenir.

 

Dolaşım Sistemi

 

Dolaşım sistemi (kardiyovasküler sistem) maddelerin vücuttaki dolaşımını sağlayan organ sistemidir.

İnsan kalbi, yaşamı boyunca çalışır ancak ölünce durur.Kalp atışının 2 ya da 4 dakikadan uzun süre durması, kalıcı beyin yıkımına yol açar. Kalbin kendi kasın, kan sağlaması da sürekli çalışmasına bağlıdır; birkaç dakikadan uzun süre kesilirse, kalp kası çok fazla zarar görüp, bir daha çalışmayacak biçimde durur. İnsanda dolaşım sistemi, iki büyük dolaşım akciğer dolaşımı (küçük dolaşım) ve büyük (sistemik) dolaşım biçiminde örgütlenmiştir. Her dolaşımın kendi pompası vardır. Her iki pompa, tek bir organ halinde bütünleşmiştir. Beden dokularından dönen kan, superior vena kava ve inferior vena kava ile kalbin sağ yanının üstodacığı olan sağ kulakçığa (sağ atrium) dökülür. Bu odacığın kasları kasılınca, kanı kalbin sağ yanının büyük pompa odacığı olan sağ karıncığa (sağ ventrikül) geçmeye zorlar ki bu da kasılınca, kanı akciğer atardamarına gönderir, kan buradan akciğerdeki damarlara taşınır. Bu akciğer damarları içinde kan, havadan çok ince zararlarla ayrılmış bir durumdadır. Burada basit yayınma aracılığıyla oksijen kana girer, karbondioksitse kandan geçer ve ayrılır. Ardından bu temizlenmiş ve tazelenmiş kan, sol kulakçığa (sol atrium) geçer. Sol kulakçıktan kan, sol karıncığa (sol ventrikül) geçer. Sol karıncığın kas çeperi çok güçlüdür ve kasıldığı zaman kanı oldukça büyük bir basınçla, aort adı verilen büyük atardamar aracılığıyla, büyük dolaşıma iter. Sol karıncığın kasılma güçleri tarafından aort içinde oluşturulan basınç, kanı bedenin bütün dokularına, gereksinimlerini karşılayacak miktarda götürmeye yetecek büyüklüktedir.

Aortun, kanı bedenin değişik bölümlerine taşıyan bir çok kolu vardır. Bu kolların da tümü daha küçük kollara ayrılır; bu daha küçük kollar da, sonunda milyonlarca küçük kan damarı ortaya çıkacak biçiminde kollara ayrılmayı sürdürür. Dolaşımın en küçük atardamarlarına atardamarcık adı verilir.

Dolaşım sistemi içindeki kan akışı

Genel olarak kanın akışı,sıvıların akış yasalarını izler. Temel yasa,aşağıdaki denklemle gösterilir:

Kalp-damar fizyolojisinde, akış değeri olarak genellikle kalp verimi alınır; basınç, ortalama atardamar basıncıdır; dirençse, küçük kan damarının içindeki,özellikle de atardamarcıklar içindeki akış dirençtir. Daha ayrıntılı bir biçimde, ağdalı sıvıların esnek olmayan borular içinden akışına uygulanan denklem, Poiseuille denklemi diye adlandırılır. Bu denklemle kan akışı, kabaca tanımlanabilir. Bununla birlikte, söz konusu denklem, akışkanın Newton tanımına uyan gerçek bir akışkan olduğunu kabul eder; oysa kan böyle bir akışkan değildir; denklem aynı zamanda boruların katı olduğunu varsayar; oysa kan damarlarının çeperleri katı değildir; ayrıca denklem akışkanın ağdalılığının değişmez olduğunu kabul eder; oysa kanın ağdalılığı değişmez değildir. Gene de, kan akışının denetimi konusunda yaklaşık da olsa bilgi edinmek bakımından, Poiseuiile denklemi yararlıdır. Kanın büyük ve orta büyüklükteki akışı,nabızla yansır. Nabız kılcaldamarların atardamar uçlarında söner ve zor farkedilecek bir duruma gelir.Fizyologlar, kan damarları içindeki akışı ve basınç vurusunun iletimini tanımlayan ayrıntılı kuramlar geliştirmişlerdir ve dirençli öğelerin, özellikle de atardamarcıkların etkisi çok iyi anlaşılmıştır.

Kan dolaşımının denetimi

Basınç-akış ilişkisi, kan dolaşımı denetiminin temelini oluşturur. Dolaşımın bütün denetimi, kalp kası ya da atardamarcık düz kası tarafından sağlanır. Kalp verimi,öncelikle kalp hızıyla, atardamar basıncı kalp verimiyle ve çevresel dirençle, yerel doku ağları içinden kanın akışıyla, atardamar kasılması ya da gevşemesiyle denetlenir.

Kalp kası ve dolaşım sisteminin düz kasları,beynin soğaniliğinde bulunan kalp damar merkezlerinden çıkan sinirler tarafından denetlenir.

 

Endokrin Sistemi

 

Endokrin sistemi, ya da iç salgı bezleri; salgılarını, vücudun başka bölgelerindeki hedef hücrelere ulaştırabilmek için kana veya lenfe veren bezlerin tümüdür. Hipofiz, tiroit, paratiroit, epifiz ve böbreküstü bezleri, iç salgı bezlerine örnektir.


Salgılarını dolaylı olarak kana veren, salgı kanalları olmayan bezlerdir.Önemlileri şunlardır Kalkansı bez : Tektir, boynun ön ve altındadır. Soluk borusunun önünde bulunur. Alt bacakları kısa bir H harfi biçimindedir. Dar bir orta bölümle piramit biçiminde iki yan lobtan yapılmıştır.

Bezin içi kolloidal bir cevherle dolu ve çevresinde konjunktival bir yapı ile çevrili oluşumlardan meydana gelmiştir. İçindeki kolloid maddesi koyuca kıvamda bazen renklidir. Bezin salgısı bazal ve iyod metabolismalarını ayarlar. Büyüme ve gelişmede önemli görevi vardır. Paratiroid'Ier: Kalkansı bezin arka yüzündedir. Kalkansı bezle ilgisi sade komşuluğudur. İşi büsbütün başkadır. Salgısının önemi büyüktür. Bez mercimek büyüklük ve biçimindedir. Sayış dört kadardır. Paratiroidler kalsium metabolizmasını düzenler, kan da kalsiumun sabit kalmasını sağlar. Timus : Göğüs boşluğunda soluk borusunun önünde, iki akciğerin arasında bir iç salgı bezidir.

Büyüklüğü üç yaşına kadar artar. Bu yaştan sonra küçülür. Yetişkinde artıkları bulunur. Üç yaşında ağırlığı 10 gr. dır. Küçüklerde çıkarılması gelişmeyi geciktirir. Bezin büyüklerde küçülmemiş olması normal sayılmaz. Hipofiz : Beynin alt yüzünde, Türk eğeri içinde yarım gram kadar ağırlıkta küçük bir bezdir. Yutakdan ayrılan bezin 2/3 nü yapan epitel dokusunda bir ön lobla, yuvarlak, küçük sinirsel yapıda, beyne bağlı bir arka lobu vardır. Ön ve arka lobların dokusu ayrı olduğu gibi işleri de ayrıdır. Bezin az çalışması gelişmeyi geciktirir. Cücelik yapar. Salgının gelişmede artması üst ve alt tarafı uzunlaştırarak devlik yapar. Yetişkinde salgının artması akromegali denen doğrudan doğruya düz kaslar üzerine tesir yapan bir cevher bulunur. Böbreküstü bezi: Her iki böbreğin üst ve iç bölümünde bulunur. Damardan zengindir. Rengi gri, ağırlığı altı gram kadardır. Böbrekle ilgisi sade komşuluğudur. Salgısının iki büyük ödevi vardır: 1 - Kasların çalışmasından doğan toksinleri tadil eder, 2 - Yaptığı adrenalin cevheri aracılığı ile sempatik sistemden sinir alan atardamar kaslarına tesir yaparak kan basıncını ayarlar. Bunlardan başka böbreküstü bezinin C vitamini depo edilmesinde görevi vardır.

 

VUCUT ORGANLARI

BAŞ

Kafatası      

Göz         

Kulak      

Burun     

Ağız            

Dil           

Diş      

Yüz    

Yanak    

Çene 

BOYUN 

Boğaz     

Gırtlak 

GÖVDE

Omuz   

Omurga         

Göğüs kafesi          

Karın         

Göbek bağı      

Anüs  

UZUVLAR 

Kol         

Dirsek        

El – Parmak        

Bacak      

Diz       

Topuk       

Ayak bileği    

CİLT

Deri   

   

VUCUT SİSTEMLERİ

> Bağışıklık sistemi

> Boşaltım sistemi

> Dolaşım sistemi

> Endokrin sistem

Hareket sistemi

> İskelet sistemi

> Kas sistemi

> Lenfatik sistem 

> Sindirim sistemi

> Sinir sistemi

> Solunum sistemi 

 

 
 

Eklenme Tarihi : 04.08.2009         Sayfa Gösterimi : 55977                  Sayfayi Yazdir  |  Geri Dön


Hastalıklar

Makaleler

İlginç Bitkiler

Bitki/Tıp Sözlüğü

 
We continuously review the various online casino that people come across with, ensuring that all the details are covered.
Aradığınız neyse sizi bekleyen de odur !      
Araştırmalarımız, sadece tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Ayrıca merkezimiz sağlık bakanlığı ilaç ve eczacılık genel müdürlüğünün 01 10 1985 tarih ve 5777 sayılı genelgesi doğrultusunda bitkisel drog izin belgesine haizdir.