We have carefully reviewed the online casino industry to bring you the top casinos and online games.
 
  Saatler Hazinesi (Pazar günü)
 

 

SAATLER HAZİNESİ - MUHYİDDİN-İ ARABİ

 

Yedi feleğin kainattaki hükmü, Semavi burçların adları ve bunlar hakkında bilgiler, Ay menzilleri hakkında tamamlayıcı bilgilerle, Efendimiz Davut oğlu Süleyman Peygamberin kuşku ve korkusu, yedi kevkebin koku ve dumanları ve birçok faydalı ve mübarek bilgileri kapsar.

 

Hadisi Şerif: (İnne minel beyani lesihran) Anlamı: bir şeyi açıklamada, batıl ve gerçek olan yönler vardır.

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

Alemlerin Rabbi olan Allah’a Hamdü senalar olsun. Sevgili Peygamberi ve Elçisi olan Sallallahu Aleyhi ve Selem Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya, Ehli beytine ve ashabına Allah’ın Salat ve Selamı olsun.

 

Hak Teala bizlere gönderdiği ve her yönü anlaşılan açık beyanlı kitabında şöyle buyurmaktadır: (1)

 

وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ لِتَهْتَدُواْ بِهَا فِي ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ قَدْ فَصَّلْنَا الآيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

 

Anlamı: “Yıldızlar ile yol bulmanız için onları kara ve deniz karanlıklarında yaratan odur. Biz bu ayetleri bilen ve anlayan topluluklar için yazıp açıkladık” buyurmaktadır.

 

İşte Hak Teala Kuranı Aziminde işaret buyurduğu ecramı semaviye, haftanın yedi günü içindeki yedi kevkepten ibarettir.

 

Allah seni başarılı kılsın! Zira Hak Teala takva yönünden seni irşad edip uyarmaktadır.

 

Haftanın yedi günü ve her gün içindeki ilk 7 saatin hüküm ve özellikleri ve onunla ilişkisi olan olaylar…

 

 

PAZAR GÜNÜ

 

Şunu bilmelisin ki Pazar gününün ilk saati “Güneş” saatidir. Bu kevkep 4 cü felek katından çıkarak gök burçlarının her birinde bir ay süre ile oturur. Feleklerede bir sene süre içinde uğrayarak geçer. Bu kevkebe, büyüklük, güç, kahır, uzun olmak veya kimseye boyun vermemek, hayret, ar, gayret ve haya gibi sıfatlar isnad ve tensip edilir.

 

Güneş kevkebinin burçlarına gelince: “Aslan” burcudur.

Madeni intisabı ise “Altın” madenidir.

Giyeceklerden ise, “Sarı” ipekli olanlardır.

Melaikelerden “Rukyail” e, ilahi güzel adlardan yani Esmaül Hünsadan (Ya Hay - Ya Kayyum) a intisabı vardır. Sayısı ise 174 dür. Bu sayıya intisab eder.

Bu saatin hayvanı da iki buçuk yaşında olan ve hamile olmayan sarı renkte bir inektir.

Bu saatin ağacı da berberi dilinde olan (mefemyük) adıyla anılan ağaçtır.

 

Güneş yakıcıdır ve sabit ateştir. Onun gündüz dahi ateşle ilişkisi olan her şeyde ilgisi ve etkisi vardır. Zira güneş her burçta 30 gün ve 1/3 gün kalır. Takribi olarak her konak ve menzilde 13 gün 1/3 gün kalmış olur. Şöyle ki:

 

Ay uydusunun günü olan pazar gününün canlılarda ve yapılacak işlerdeki etki ve özellikleri:

 

Pazar gününün ilk saati bir iş yapmak, yolculuk, savaşta düşmanı yenilgiye uğratmak yönünden en iyi bir saattir.

Pazar gününün ikinci saatine gelince: İnce ve nazik işleri yapmak, yeni elbiseler giymek için mübarek ve iyi bir saattir.

Bu günün üçüncü saatine gelince, Padişahların ve ileri gelenlerin dillerini bağlamak ve sevdiği bir şeyi yapmak için en iyi bir sanattır.

Dördüncü saate gelince: Ticaret babında alış-veriş satış ve buna benzer sevilecek işleri yapmak için iyi bir sanattır.

Bu günün beşinci saatine gelince: Dilini iyi tutmalı, yolculuğa çıkmamalı, düşmanla karşılaşmamalı, bu saatte evlenmemeli ve doğan çocuğa ad konulmamalıdır.

Günün altıncı saatine gelince: Mal almak, satış yapmak, büyük bilginlerin yanına girmeye en uygun bir saattir.

Günün yedinci saatine gelince: Bu saat uğursuzdur, silah taşımak, savaşmak savaş aletleri yapmaya yarar.

Günün sekizinci saatine gelince: Bu saat hamile kadınların karınlarındaki çocuklarını koruyacakları en iyi bir saattir.

Günün dokuzuncu saatine gelince: Bu saat evlenme ve nikah kıymaya elverişli iyi bir saattir.

Günün onuncu saatine gelince: Yapmasını tasarladığın veya arzuladığın her şeye ve işe elverişli iyi bir saattir.

Günün on birinci saatine gelince: Erkeği kadına bağlayacak en iyi bir saattir.

Günün on ikinci saatine gelince: Ağaç ve ekin işleriyle uğraşacak en iyi bir saattir.

 

Ve yine pazar gününün ilk saati hakkında şöyle bilgi verilir:

Bu saatin özellikle şu yönlerde yararı görülür: ev yani meskenlerin bina edilmesi, gibi göklerde ve yerde hak tealanın bina ettiği her şey ve babamız hazreti Ademin dahi yaratılması bu günün ilk saatinde olduğundan, insanlarca bu saat kıymetli ve önemlidir. Şayet (nevruz) Pazar gününe rastlayarak girmiş ise, insanlar bulundukları o sene içinde çok çalışacakları gibi dünyalarıyla dahi fazlaca ilgilenecekleri, ve yine insanların bolluk ve bereketlik içinde bulunacakları, rızık ve nimetleri artacağına bir işarettir. Ve yine umera ve valilerin muvafakatleriyle başarı elde edeceklerine bir işarettir. Ve yine bu sene içinde ağaçların bol meyve vereceğine, fitne, karışıklık ve düşmanlığın azalacağına bir işaret sayıldığı gibi, bazı sebze ekin ve hayvan yemlerinde gerilik olacağına bir işarettir ki, buda büyük bir din adamının öleceğine bir işarettir. Ve yine bu sene içinde hububat mahsulü çok bereketli ve iyi bir dereceye çıkmış olur. Buda hükümdarım irade ve kuvvetine ordusunun da güçlendiğine bir işarettir.

Ve yine asi ve şakilerin tepelenip yok edileceğinin bir müjdesidir.

Bu senenin sonunda hükümet başkanı vezirin veya bir emirin hastalanmasından korkulur, fakat sonunda iyileşmiş olur. Ve yine bu sene içinde şiddetli soğuklar olur, kar yağışı azalır, koyun ve ineklerin, süt hayvanlarının fazlaca doğum yaptığı görülür. Böylece hayvani verim arttığından, hak teala bütün alemi, kullarını böylece nimetleriyle mükafatlandırır.

 

Arzulamış olduğun işlerden herhangi bir işi yapmak istersen, Allah’tan ve bu saatin melaikesinden onları tesbih ederek yardım istemelisin. İşe başlamaya gitmeden önce bu saatin melaikesinin adını okumalısın. Çünkü amellerin eksiksiz doğru yapılması ancak belirli şartlarla tamamlanır. Bu şartları isabetli ve dikkatli yapanların amelleri bu saatin Allah katında vekili bulunan “Rukyail” tarafından tamamlanıp sonuçlandırılır.

 

Pazar gününün duası:

 

Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi rabbil alemin, ve sallahü ala seyyidina Muhammed ve alihi ve sahbihi ve sellem. Ya Hay, Ya Kayyum! Allahümme inni eselüke bi ismikel-Azizil-Kebir, Ellezi Faddeltehü Ala cemii Esmaike külleha, Azizüha ve şerifüha, ve refiüha ve cemilüha ve kebirüha. Aksemtü Aleyke Ya Rukyail, bi hakki men lehü el-izzete vel ceberut. Ve bi hakki elbaki Eddaim, Ellezi la yemut. Ve bi hakki men lehül – ismu vel Esmau ve-nnurüllezi la yutfa’. Ve bil Arş Ellezi la yezul. Ve Bil kürsi-ellezi la yeteharrek. Ve Aksemtü Aleyke Ya Rukyail Bihakkiilahi kane vela leylin dacin. Ve bihakkillahillezi kane vela neharün yadiü, Ve bihakkilahi – Ellezi kane vela yecril-Acac, Ve bi hakkillezi Kane fi uluvvi semavatihi ve ceberuti, illa ma künte avni fi haceti keza ve keza...)

 

Yukarıda geçen tesbihin Türkçe anlam şöyledir:

­­­­­­­­(- Ey ölümlü olmayan ve her şeyin Hakimi ve nazırı olan Allah’ım, Sana büyük ve güçlü adınla yalvarıyorum ki bu adını diğer adlarının büyüğüne ve güzeline, incesine ve şereflisine ve güçlüsüne ve tüm adlarından üstün tuttuğundan sana bu adınla hitap ediyorum. Güç ve ceberutluk kimde ise onun üzerine ve ölmeyecek varlığın Hakkı için, Adlardan ad taşıyanın Hakkı için,sönmeyecek nur hakkı için, zeval bulmayacak ilahi arş hakkı için, yerinde duran, hareket etmeyen kürsü hakkı için, sana yemin ederim Ey Rukyail. Ve yine zulmet içinde geçen geceler hakkı için, ve günleri aydınlatan Allah hakkı için, toz ve dumana bürünen ve her daim karanlık zulmet ve duman arkasında bulunan Allah hakkı için, bütün güç, kudret ve azametiyle göklerin en üst yüksekliklerinde bulunan Allah hakkı için, sana bütün bunlar için yemin ederim ki, bana bu hacetimden dolayı senden başka yardım edecek kimse yoktur, senin yardımını beklerim ve isterim. Ey Rukyail! Bu yaptığım tesbih için bana yardımda bulun.)

 

Böylece Hak Teala’dan ve meleğinden sana lüzumlu olan haceti ve ilerde gerçekleştirmek istediğin şeyleri yani ne tasarlamış isen onları istemelisin. Hak Teala seni irşad etmiş olur.

 

1) Şayet biri sana, Allah’ın elinde veya yapılması padişahın elinde olan bir şeyi istemiş veya sormuş olsa ona:

 

Pazar gününün ilk saati bu gibi işleri görmek için en iyi amel saatleridir dersin. Bu iş tıpkı bir evin yapılması ve başlanmasına benzer, veya padişahın hazır bulunacağı devlet meclislerinin açılmasına benzer. Zira bu saatte yapılan bu gibi ameller o sultan veya padişahın bulunduğu sarayda veya evde uzun yıllar yaşamasına ve hükmünün uzun süreceğine, yaşantısının çabuk zeval bulmayacağına bir işarettir. Ol hükümdarın hükmü ve hükümetide adaletiyle uzun seneler memleket halkıyla birlikte mutluluk içinde payidar olarak geçer ve kendisi de milleti ve ordusu yönünden sevilmiş ve tutulmuş olur. Böyle bir hükümdar zamanında bolluk bereketlik olur. İnsanlar refahla mutlulaşır. Çünkü o memleketin hükümdarı yerine göre adaletli hem kahredici ve hem de iyi bir kumandan sıfatındadır.

 

2) Şayet biri hacetinin nasıl olacağını ve nasıl yapacağını senden soracak olursa, ona:

 

Bu hacet Pazar gününün ilk saatinde istenirse olmuş sayılır. Bu saatin ortalarında istenirse büyük yorgunluk ve zahmetten sonra elde edilebilir. Şayet bu hacet bu saatin sonlarında istenirse kişinin bu arzusu gerçekleşmez. Zira bu üç saatin her şey üzerinde üç etkili yön ve zamanı vardır.

 

3) Şayet bu saatin savaşa yarayıp yaramayacağı senden sorulacak olursa, ona:

 

Bu saatin savaş için en iyi ve etkili bir saat olduğunu söylersin.

 

4) Şayet biri bu saatte olacak bir savaşın sonucunu soracak olursa, ona:

 

Bir istekli isteğine kavuşmakla zaferi kazanmış olur, dersin.

 

5) Şayet biri sana elinde bulunanların çalınarak elinden çıktığını soracak olursa, ona:

 

Bu saatin başlangıcında çalındı ise, o çıkan veya çalınan şeyin doğu yönüne gittiğini söyle. Şayet bu saatin ortalarında çıkmış ise, bunun dışarıya henüz çıkmadığını, evin batı köşelerinden bir yerde olduğunu, evde yoksa o şehrin batı yönünde bulunduğunu, henüz dışarı çıkmadığını söylersin. Şayet bu elden çıkan şey bu saatin sonunda olmuş ise, bu çalınanların veya kaybolanların evden veya bu şehirden çıkmadığını, batı yönünde bir yerlerde olduğunu, uzun ve yorucu araştırmalardan sonra bulacağını söylersin.

 

6) Şayet biri sana bu saatte olacak bir nikah işini soracak olursa, ona:

 

Bu saatin başlangıcında olmuş ise bu nikah işinin çabucak tamamlanacağını, bu saatin ortalarına rastlarsa tamamlanmayacağını, sonuna doğru rastladığında büyük yorgunluk ve zahmetlerden sonra tamamlanıp olacağını söylersin. Bu arada bu nikah ve evlenme işini soran kişi geveze olmayıp az konuşuyorsa bu nikahın hayırlı olacağını, geveze ve çok konuşan bir kişi ise bu evlenmenin kötü sonuçlanacağını, hayırlı olamayacağını söylersin.

 

7) Şayet sana bu saatteki bu evlenmede kadının evine hayır mı yoksa şer mi getireceği sorulacak olursa, ona:

 

Bu evlenmede hayır ve iyilik doğacağını söylersin.

 

8) Şayet sana bu saatteki evlenmede kadının kocasını sevip sevmeyeceği, yani senden kalbi rabıta sorulacak olursa, ona:

 

Kadının kocasını çok seveceğini, ona bağlı kalacağını söylersin.

 

9) Şayet sana bu saatte evlenenlerden, karı kocadan hangisinin daha evvel öleceği sorulacak olursa, ona:

 

Bu evlenme bu saatin başlangıcında olursa, kadının kocasından önce öleceğini, bu evlenme bu saatin ortalarında olmuş ise, kocanın karısından önce öleceğini söylersin. Şayet evlene bu saatin sonlarına rastlamış ise, kadının büyük yorgunluklar ve üzüntülerden sonra kocasından önce öleceğini söylersin. Allah Süphanehü ve Teala Hazretleri daha iyisini bilir.

 

10) Şayet biri sana bu ilk saatte dost ve akrabasının kendisine karşı durum ve tutumunu soracak olursa, ona:

 

Kadın erkekli tüm yakın dostlarının kalbi rabıtalarının kendisine karşı temizlik ve safiyet taşıdığını söylersin. Aynı zamanda kendisini sevdiklerini anlatırsın.

 

11) Şayet biri sana bu saat içinde kölelerin durumunu soracak olursa, ona:

 

Kalplerinin kendisine karşı temizlik ve safiyet taşıdığını, hakkında hiçbir kötü niyetleri olmadığını söylersin.

 

12) Şayet biri sana bu saatte bağlı bulunduğu resmi daire, meclis ve divanda bulunanların kendisini sevip sevmediklerini soracak olursa, ona:

 

Kendisini ziyadesiyle sevip takdir ettiklerini, kendisinin onlar için bir sevgili olduğunu söylersin.

 

13) Şayet biri sana bu saatte uzakta bulunan bir tanıdığının durumunu, yani (gaipten) soracak olursa, ona:

 

Çok yakın bir gelecekte kendisine geleceğini, yalnız bir kısım malını kayıp etmiş olduğunu söylersin. Şayet kişi bu soruyu bu saatin başlangıcında veya ortalarında sormuş ise, o beklenen veya sorulan kişinin büyük zahmet ve yorgunluklardan sonra kendisine varacağını, şayet bu soru bu saatin sonlarında sorulmuş ise, bu kişinin kendisine üzgün ve yorgun geleceğini söylersin.

 

14) Şayet biri sana bu saatte bağ ve bahçesi, ekini veya ziraatı hakkında bir şey soracak olursa ve soru bu saatin başlangıcında sorulmuş ise ona:

 

Bahçe, bağ ve ekininin iyi mahsul vereceğini, bu soru bu saatin ortalarında sorulmuş ise, bahçe ve ekinin iyi sonuç vermeyeceğini, bu soru bu saatin sonlarına doğru sorulmuş ise, bahçe ve ekinlerinin, büyük çaba ve yorgunluklardan sonra iyi sonuç vereceğini söylersin.

 

15) Şayet biri sana başlarında bulunan hükümdarın kaç sene yaşayacağını, yani hükümde kaç sene muammer olacağını soracak olursa ve bu soru bu saatin başlangıcında sorulmuş ise, ona:

 

Padişahın veya hükümdarın 32 sene saltanat süreceğini söylersin. Bu soru bu saatin ortalarında sorulmuş ise, bu hükmün ve saltanatın 32 seneden daha kısa olacağını, şayet bu soru bu saatin sonlarına doğru sorulmuş ise, hükümdarın büyük bir meşakkat ve yorgunlukla hükümeti başında 32 sene saltanat süreceğini söylersin.

 

16) Şayet biri sana bir haber halini soracak olursa, bu soruyu bu saatin başlangıcında sormuş ise ona;

 

Aldığı haberin doğru ve gerçek olduğunu, bu saatin ortalarında sorulmuş ise aldığı haberin bir kısmının doğru, bir kısmının uydurma ve yalan olduğunu, soru bu saatin sonlarına doğru sorulmuş ise bu haberin tümüyle yalan olduğunu söylersin. Allah doğrusunu ve iyisini bilir. Şayet bu haber hayırlı ve müjdeli bir haber ise, o vakit bunun şekil ve anlamı değişir. Şayet bu haber kötü ve üzücü ise bunun doğru olacağı bir gerçektir. Şayet bu haberde bir şüphe ve tereddüt sezilirse, bu haberin onlara batıdan geldiğini veya geleceğini müjdelersin. Çünkü batı halkı memleketlerinden ve meskenlerinden sana bu yönden ve bu şekilde gelirler. (Mecmular) kitabı bunu böyle yazar.

 

17) Şayet biri bu saatte sana yapacağı bir mesken hakkında bir şey soracak olursa, ona:

 

Evini bulunduğu köy veya kasabanın doğusunda yapması batısında yapmasından daha hayırlı ve iyi olacağını söylersin.

 

18) Şayet biri sana karada yapacağı bir yolculuk hakkında bir şey soracak olursa, ona:

 

Bu yolculuk bu saatin ilk başlangıcında yapıldığı takdirde bu yolculuğun rahat, mübarek ve mutlu olarak geçeceğini, yalnız yolda yağmura tutulacağını söylersin. Çünkü güneşin bulut ve sisle anlaşmış olduğunu anlatırsın. Şayet bu yolculuk bu saatin ortalarında yapılmış ise veya yapılacaksa, bu yolculuğun zahmetli olacağını ve rahat geçmeyeceğini söylersin. Şayet bu yolculuk bu saatin sonuna doğru yapıldığı taktirde, bu yolculuğun karada ve denizde zahmet ve yorgunluklardan sonra mutlulukla sona ereceğini söylersin.

 

19) Şayet biri sana denizde yapacağı bir yolculuğu soracak olursa, ona:

 

Bu yolculuk bu saatin başlangıcında yapılacak olursa iyi rahat ve mutlu geçeceğini, bu saatin ortalarında yapılırsa bu yolculuktan hayır gelmeyeceğini, şayet bu yolculuk bu saatin sonuna doğru yapılırsa denizde yapılacak bu yolculuğunu zahmet ve yorgunluktan sonra iyi ve hayırlı geçeceğini söylersin.

 

20) Şayet biri sana bu saat yanından ayrılıp yola çıkan kendisinden haber alınmayan ve geri dönmeyen bir kimse için (gaipten) bir şey soracak olursa, ona:

 

Halen bulunduğu şehirden çıktığını, padişah maiyetinde bulunduğunu rahat, mutlu ve sevinçli olduğunu, hükümdarla birlikte ve maiyetinde beş sene, beş ay, beş gün geçirdikten sonra kendisine döneceğini söylersin. Şayet biri sana yolculuk halini soracak olursa yukarıdaki gibi cevap verirsin. Çünkü güneş tabiatın padişahı gibidir. Soruyu sorup yola çıkan kendi gücü ve kuvveti yeterince onu sevmesi gerekmektedir.

 

21) Şayet biri kurbağaların bu günün ilk saatinde bağırmasının anlamını sana soracak olursa, ona:

 

Bu seslerin anlamının hükümdar veya onların maiyetinde bir takım vali veya ümera ile birlikte buraya geleceğini, kendi gelmediği takdirde, bir emri veya bildirisi geleceğini veya bir yangından haber alınacağını veya çokça altın paranın o memlekete gireceğini veya umulmayan bir haberin insanlarca duyulacağını söylersin.

 

22) Şayet biri sana iki hasım kişi hakkında bir şey soracak olursa ona:

 

Bir istekli isteğini elde ettikten sonra zafere erişebilir, dersin.

 

23) Şayet biri sana ticareti hakkında alış ve verişini soracak olursa ona:

 

Sakın Pazar günü gibi bir günde özellikle ilk saatinde evinden, yerinden ve elinden bir malı dışarı çıkarıp verme veya satma. Çünkü güneş bu saatte kuru ve sıcaktır. Zühre ve Zuhal kevkepleri ise soğuk ve kurudur. Bu saatte yerinden çıkan bir mal yerine dönmez. Bu saate dışarıdan evine ve ambarına malın girmese, dışarı çıkmasından daha faziletli ve hayırlıdır. Malını bu saatin sonuna doğru çıkarsan da aynı akibete uğrarsın. Nuh Aleyhisselamın yaşadığı kadar yaşasan dahi elinde olan kaybolmuş olur, bu sebeple kendini yormamalısın.

 

Mecmu Adlı Eserde şöyle yazılıdır: ^72;^72; Evinde veya yanında eskiden beri bulunan bir şeyi dışarı çıkarma (O saatte olanlar için). Çünkü yok olmaya mahkumdur. Hiçbir zaman bu kaybettiklerini geri alamazsın. Güneşin kıskançlığı bunları yok edip götürmüş olur, derler. Zira güneş, Zühre ve uydular padişahlara mahsustur, bu hükümdarlar ellerine geçenleri hiçbir zaman dışarı çıkarmaz, bunları toplayıp içlerinde depo ederler.

 

24) Şayet biri sana hastalığından kurtulup kurtulmayacağını soracak olursa ona:

 

Erkek olup bu günün ilk saatinde hastalanan kişinin iyileşeceğini, kadın ise öleceğini söylersin. Pazar gününün ikinci saatinde hastalanan kim olursa olsun kesinlikle bu hastalıktan kurtulacağını söylersin. Bu günün üçüncü saatinde hastalananların tümünün öleceğini, bu günün dördüncü saatinde hastalananların tümünün iyileşip kurtulacakların, bu günün beşinci saatinde hastalananların, hastalıklarının şiddetlenip uzayacağını, altıncı saatte ise hastalığı artan ve uzayanların iyileşip kurtulacaklarını, yedinci saatte ise hastalananların kamilen öleceklerini, bu günün sekizinci saatinden on ikinci saatine kadar ve bu ara içinde hastalananların kamilen öleceklerini söylersin. İşte Pazar günündeki saatlerin hastalar üzerindeki etki ve sonucu bunlardır. Allah daha iyisini bilir.

 

25) Şayet biri sana hastalığının nedenini soracak olursa ona:

 

İki gözden ileri geldiğini söylersin. Bu nazarın birisi cinlerin nazarı, ikincisi ise insanların nazarıdır. Bu göz veya nazar denilen bu hastalığın beliren izleri şöyledir: hastanın vücudu katılaşır, ısı derecesi artar, şiddetli ağrılar kalbinden ve başından başlayarak bütün vücudu sardığı gibi ayak topuklarına kadar iner. Ağrı ve sızılar, bütün vücutta hissedileceğini söylersin. Bu hastalığın hükümdarların ve kahredicilerin müdahalesi yüzünden ileri geldiğini söylersin. Çünkü böyle hastalıklarda ateş hastanın baş ve vücudunda şiddetli ağrılarla kendini göstermiş olur. Ve yine bu hastalığın amillerinden biride o kimseye cin ve ünsilerin nazarının değmesidir, denir. Bu husus İzkar adlı kitapta da şöyle açıklanmıştır. Şöyle ki: ^72;^72; Kişi Pazar günü hastalanırsa, hasta için beyaz tüylü bir keçi kesilir, erkek ise derhal şifa bulur, kadın ise ölmesinden korkulur. Şayet kadın hasta bu hastalığa bu günün ilk saatinde tutulmuş ise ölür, şayet bu saatin orta sıralarında tutulmuş ise hasta iyileşir, şayet bu saatin son sıralarında tutulmuş ise acı ve ızdırap çekerek ölür, diye yazar. Şayet bu saatte sana bir haber gelmiş olsa bunun doğru olduğunu bilmelisin. Allah daha iyisini bilir.

 

26) Şayet sana sakat veya herhangi bir illetten malul olan kişiye ne içirileceği sorulursa, ona:

 

Üç gün aralıksız Ayetel kürsi ile Kadir suresi yazılır ve buna Kureyş suresini de ilave ederek, turunç danesi suyu bulunan bir kap içine bunları atar, bu yazılar silindikten sonra aç karnına hastaya üç, beş, yedi veya dokuz gün müddetle içilir.

İzkar adlı eserde de şöylece yazılıdır: ^72;^72; Hasta için Ayetel kürsi gül suyu karışımı zaferanla bir kağıda yazılır, bu yazı nebati yağ içine bırakılır, yazılır silinince bu mahlül hastanın bedenine sürülür. Hasta Allah’ın izni ile iyileşmiş olur.

Ve yine İzkar adlı eserde, hastanın hesabına göre şayet hastalık kendisinde pazar gününün ilk saatinde başlamış ise o hasta iyileşir, hasta kadın ise ölür. Şayet hastalığa aynı günün ikinci saatinde tutulmuş ise kadın olsun erkek olsun bu hastalıktan kurtulur. Bu hastalığa üçüncü saatte tutulanlar kamilen ölürler. Hastalığa bu günün dördüncü saatinde tutulanlar iyileşirler. Hastalığa bu günün beşinci saatinde tutulanlar ise hastalığı artar ve uzar sonradan şifa bulurlar. Altıncı saate hastalananlara gelince kamilen iyileşirler ölüm yoktur. Yedinci ve sekizinci saatte hastalananlara gelince bunları ölüm bekler. Bu günün dokuzuncu saatinde hastalananlar tümü ile şifa bulurlar. Onuncu ve onbirinci saatte hastalananların hastalığı uzar, artmasına rağmen iyileşirler veya ölürler. Günün onikinci saatinde hastalananlara gelince kamilen şifa bulurlar. Allah daha iyisini bilir.

 

Şayet senden bu nevi hastalığın ilacı sorulacak olursa, ona: ^72;^72; Hastalığın ilacını yapmak için şunlara lüzum vardır dersin. (Zaferan, gül suyu, turunç meyvesi danesi, zemude, çekirdek nebati yağ, zamk) bunlar birbiriyle karıştırılarak hastanın bütün vücuduna sürülür. Allah’ın izni ile hasta iyileşir. Allah daha iyisini bilir.

 

27) Şayet biri sana malını çalan hırsızı soracak olursa, ona:

 

Bu kişinin beyaza çalan boz benizli olduğunu, uzun boylu ve padişahlar yönünden himaye gören bir kişi olduğunu, çalınan eşyaların da, ateş yanan bir yerde gömülü olduğunu veya şehir hakiminin evinde veya ona yakın bir yerde bulunduğunu söylersin. Kişi sana bu hırsızın durum ve halini soracak olursa, ona: ^72;^72;Bu adamın padişah yakınlarından veya akrabalarından veya hizmetçilerinden veya kölelerinden olduğunu hainlik hiyanetle sıfatlandığını söylersin.

Bu hırsızın ahlak ve tabiatı sorulacak olursa, ona: ^72;^72; Bu kişinin vücutça hastalıklı mariz bir kişi olduğunu, bacakları ve kollarının ince ve uzun, boz benizli, sağ yönünde akıntılı açık bir yarasının bulunduğunu, bu kişinin alancı ve dolandırıcı, kindar, katil ruhlu olduğunu, çevresine saygısı olmayan, çok yalan söyleyen, ahlaken tereddi etmiş olduğunu, halen bu kişinin birlikte zina işledikleri yaşlı cadı bir kadınla buluşup konuştuğunu, beyaz bir elbise giydiğini, bu kişinin işlediği suçları bu ihtiyar kadının bildiğini söylersin.

(Mecmu) adlı kitap ise şöyle yazar: ^72;^72; böyle bir kişinin rengi sorulduğunda ona bu adamın yukarıya doğru kırmızıya çalan siyah renkte biri olduğu,ince uzun bacaklı, vücutça hasta ve zayıf, kollarının çok kıllı olduğunu, kısa seyrek sakallı, dar nefesli her şeyi güçlükle yapan ne uzun ve nede kısa, nefsi büyük, fasık, katil bir kişi olduğunu, çaldığı eşyaları bir ocak içine veya ona yakın bir yere gömmüş olduğunu söylersin. Bu kişinin kısmet ve talihi aslan burcu, şerefi ise ateşli oğlak burcudur. Gömdüğü eşyalarda bir ocak içinde veya yakınında bulunduğunu, bu yerin de padişahlara aidiyeti olan bir evde veya bu eve yakın bir yerde olduğunu söylersin.

İzkar adlı kitap ise: ^72;^72; Bu hırsız kırmızı tenli olup padişahın akraba ve yakınlarındandır, gözü pek, sonucu ne olursa olsun bir işi yapmaktan uzak kalmaz, çalınan mallarda bir ocak yerinde veya ona yakın bir yerde, veya hükümet konağında saklı olduğunu söylersin, diye yazar.

Haber saati adlı kitapta bu yönü şöyle açıklar: ^72;^72; Bu adam ne uzun ve nede kısa boylu olup orta boydan biraz daha uzuncadır. Kırmızı tenli, iri vücutlu, yüzünde ve başında yara izleri olan, vücudunun sağ yönünde bir yarası bulunan, adının Adem, Said, Talha, Ömer, Ebu Bekir gibi bu adlardan biri ile çağrılan ve Allahtan korkusu olmayan bir yaratık olduğunu yazar.

Şayet biri sana bu hırsızı nasıl davet edeceğini, duasının ne olduğunu soracak olursa, ona: ^72;^72; Kırmızı bir tavuğun yumurtası üzerine şu davet duasını yazarsın: (Ya sema, selmanue, Ya elkab elmüdin, Müdinil ismeyn, Ya Malikil cini veşeyatin, Ya Hay Ya Kayyum, Ehbis esserika-llezi serak meta filan ibni filan veya filan binti filan, Ehya şerahiya, Edunay, Asbautt Ali şedaye, Esatir) işte bu yazıları yazar, soranın eline verir, bu yazının mutbahında gömmesini söylersin. Hırsız Allahın izniyle çaldığı malları geri getirip oraya bırakır.

 

28) Şayet biri sana gebe bir kadın hakkında soracak olursa, ona:

 

Kadının erkek çocuk doğuracağını, yalnız bu çocuğun anasının karnı içinde cinlerin esen rüzgarından hareket ettiğini, dört gün veya dört hafta veya dört ay sonra doğuracağını söylersin. Yalnız bunun için kişi zengin ise kırmızı bir koyun veya kırmızı tüylü erkek bir keçi kurban edilerek fakir ve yoksullara sadaka olarak dağıtılmasını, kişi fakir ise bir tavuk kesilmesini, veya bir fakire kırmızıya çalar renkte (salçalı et ve benzeri) yemek yedirilmesini tavsiye edersin. Böylece hamile kadın da Allahın izni ile kolaylıkla doğurmuş olur.

 

29) Şayet biri sana zor doğum yapan bir hastadan soracak olursa, ona:

 

(İze-sesemaü-nşakkat) suresinden secde suresine kadar, aynı kağıdın ve bu ayetlerin altında, filanca kızı filancanın (adı yazılmak suretiyle) karnında ve içinde ne varsa çıkarıp boşaltsın diye yazdıktan sonra doğum yapacak kadının sol bacağına bağlanmasını söylersin. Böylece hamile kişi Allahın izni ile kolaylıkla doğum yapmış olur. Yalnız doğumu müteakip gecikmeden o yazı sol bacaktan çözülerek alınmalıdır.

 

30) Şayet sana kadının tabiat ve ahlakı hakkında bir soru sorulacak olursa, sorana:

 

Bu kadının gaddar ve kindar olduğunu, çok yalan söylediğini, aklı ve fikri füsk ve fücura eğilimli olduğunu, delice esen yel gibi ortalığı karıştırdığını söylersin.

 

31) Şayet biri sana çarşı ve dükkanlara konacak bir şey yapmayı tasarladığı hakkında bir soru soracak olursa, ona:

 

Tasarladığı ve yapmak istediği bu şeye kimsenin rağbet etmeyeceğini ve yüzünü çevirip ona bakmayacağını söylersin.

 

32) Şayet biri sana yüksek ve önemli bir rütbe ve makama varıp varmayacağını soracak olursa, ona:

 

Azametli bir makama yükseleceksin, dersin.

 

33) Şayet biri sana hamile kadının ne doğuracağını soracak olursa, ona:

 

Pazar gününün ilk saatinde doğuracaksa erkek çocuk, bu saatin sonlarına doğru doğuracaksa kız çocuk doğuracağını söylersin.

 

34) Doğan çocuğun durumu sorulacak olursa:

 

Bu çocuk mutluluk ve esenlik getireceği gibi çevresinde de cesaret ve kahramanlığı toplumca anılıp söylenecektir, dersin.

 

35) Şayet sana hamile olup karnında çocuğu beslemeyip düşüren veya kısır bir kadın hakkında bir şey sorulacak olursa, ona:

 

Böyle bir kadın bu saatin ilk sıralarında gebe kalmış ise doğurur, bu saatin sonunda gebe kalmış ise doğurmaz, dersin. Ve bunu akside iddia edilir.

 

36) Biri sana memleketi veya bulunduğu kasabanın halini soracak olursa, ona:

 

Kasabanın çok güzel oturmaya elverişli, insanlarının da çok olduğunu, içinde bulunan mal ve matanında altın ve gümüş kıymetinde ve benzerinde olduğunu söylersin.

 

37) Şayet biri sana zamanın hükümdarını veya hakimini soracak olursa, ona:

 

Sultanın o yerin hakiminden daha güçlü olduğunu söylersin.

 

38) Şayet biri sana bir korku ve ürkeklik gibi bir hale tutulduğunu soracak olursa, ona:

 

Bu halin kendisinde bir ay devam edeceğini, bundan üzülüp kederlenmemesini, sonunda ferahlığa kavuşacağını söylersin. Bu korkuya karısının sebep olduğunu söylerse, ona: ^72;^72; Kadının çok iyi salih bir kadın olduğunu, yaptığı ve gördüğü işlerde hiçbir riya veya kötülük olmadığını söylersin.

 

39) Şayet biri sana ticaret için neyin uygun olacağını soracak olursa, ona:

 

Bu iş için altın, gümüş, fildişi ve gübre gibi terazide ne gibi şeyler tartılacaksa o şey lüzumludur dersin.

 

40) Kişi yaptırıp oturduğu binayı senden soracak olursa, ona:

 

Bu bina senin için hayırlı ve bereketli ve esenlidir, bunda oturmak güzel şeydir. Allah daha iyisini bilir.

 

41) Biri sana kadının evinde oturmak için oraya girip girmemesi yönünü soracak olursa, ona:

 

Buraya girip oturman senin için hayırlı değildir. Çünkü bu evde sürekli olarak dedikodu, düşmanlık ve karışıklık vardır. Bu evde kaldığın sürece hiçbir dostun olmaz, çünkü bu evdekiler sana dost değildir de ondan, aksine olarak her hainlik ve kötülük vardır. Bu evden çıkarıp sattığın veya çıkardığın bir mal yerine hiçbir mal eline dönmez ve dönmesi de güç ve uzaktır, dersin.

 

42) Şayet biri sana kurdukları şirketin halinden, insanlarla olacak münasebetinden ve dost edinme yönünden bir şey soracak olursa, ona:

 

Bütün bunların iyi olmadığını, hiçbir şeyi diğer bir şeye karıştırmamasını,  mesela altını altınla, gümüşü gümüşle, erkekleri erkeklerle, kadınları kadınlarla, altta olanı üstte olanla, ineği inekle, koyunu koyunla karıştırmayıp, bunun aksini yaparsın. Zorluk, zahmet ve yoksulluk yaratmış olursun, diye söylersin.

 

42) Şayet biri sana bir gemi yapmayı düşündüğünü bunun tamir, kalafat işlerin soracak olura:

 

Bütün bunların, tembellik, zorluk, mali kayba sebep olacağını ve fukaralık doğuracağını söylersin. Allah daha iyisini bilir.

 

43) Şayet biri sana insanın elinde neyin bulunması gerektiğini soracak olursa ona:

 

 

Bu günün ilk saatinde insanın elinde altın, altından yapılmış ziynet eşyaları veya kırmızı dinar bulunur. Bu saatin ortalarında ise insanın elinde, şişe veya cam kırıkları, inci veya gümüş bu veya buna benzer şeyler bulunur. Bu saatin sonunda ise, kişinin elinde kıymetsiz şeyler bulunur (mesela yer bitkileri gibi) dersin.

­       

44) Şayet biri sana, kendi niyet ve arzusunun ne olacağını soracak olursa ona:

 

Padişah ve sultanlardan haber beklediğini, kendi nefsi için Allaha yalvarıp istekte bulunduğunu veya yıldızlar ilmini açıklayan kitap yazmayı tasarladığını, veya bir hastası için şifa isteğinde bulunacağını söylersin. Allah daha iyisini bilir.

 

 

 

PAZARTESİ GÜNÜ

 

SALI GÜNÜ

 

ÇARŞAMBA GÜNÜ

 

PERŞEMBE GÜNÜ

 

CUMA GÜNÜ

 

CUMARTESİ GÜNÜ

 

PAZAR GÜNÜ

 

 

 

Eklenme Tarihi : 05.03.2010         Sayfa Gösterimi : 1879                  Sayfayi Yazdir  |  Geri Dön


Hastalıklar

Makaleler

İlginç Bitkiler

Bitki/Tıp Sözlüğü

 
We continuously review the various online casino that people come across with, ensuring that all the details are covered.
Aradığınız neyse sizi bekleyen de odur !      
Araştırmalarımız, sadece tanıtım ve bilgilendirme amaçlıdır. Ayrıca merkezimiz sağlık bakanlığı ilaç ve eczacılık genel müdürlüğünün 01 10 1985 tarih ve 5777 sayılı genelgesi doğrultusunda bitkisel drog izin belgesine haizdir.